ein Bild ein Bild
   
  MELDA BEKCAN
  An(ı)lar
 

An(ı)lar

 

Hz. Yusuf’un hayatından çıkartmamız gereken dersler de şahsı gibi büyük. Maalesef çoğumuz bir yandan anlık heves ve tüketimlerin peşindeyken bir yandan da saatleri, günleri hakkıyla yaşayamadan yuvarlanıp gidiyoruz. 

Hatırlarsanız geçen yazımda, doğru bir bakış açısıyla bakıldığında hayatta yaşanan her şeyin ilim olduğundan bahsetmiştim.

Aslında yaratılışımızdan gelen yeteneklerimizle hepimiz bu perspektife sahibiz; yeter ki etrafımızdan gelen alkışların ayaklarımızı yerden kaldırmasıyla başımızın gereğinden fazla yükselmesine ya da çektiğimiz sıkıntıların başımızı öne eğmekten öte bizi kamburlaştırmasına izin vermeyelim. Yani duruşumuzu kaybetmeyelim.

Evet, hayatı iyi okuyabilirsek ondan çok şey öğrenebiliriz; bazen kendi yaşadıklarımızdan bazen de başkalarınınkinden.

Peygamberlerin yaşantılarında bizim için büyük emsaller vardır; örneğin Hazreti Yusuf’u kuyudan saraya götüren büyük sabrını, onu izleyenlerin parmaklarını kestirecek büyüleyici güzelliğini, onbir yıldızın ve ayın önünde eğildiği muhteşem rüyasını bilmeyen yoktur.

Ama yaşamda bazen öyle anlık gelişmeler olur ki bir ömrü etkiler; küçük bir detay, bir anlık düşünce milat oluşturur.

Ben ayrıntıları severim, çünkü bilirim ki ayrıntılar geneli oluşturur, tıpkı Hazreti Yusuf’un hayatındaki olağandışı gelişmelerin dışında her insanın karşılaşabileceği durumlar gibi…

Henüz gelişme çağının başlarında olduğu sıralarda, Hazreti Yusuf aynaya bakarken bir ‘an’ ne kadar yakışıklı olduğunu ve şayet köle pazarında satılsa iyi para edebileceğini düşünür.

Kardeşleri tarafından kuyuya atılmasıyla başlayan olaylar silsilesinin ardından gün gelir köle olarak satılır ama bedeli tahmininden daha düşük, kendisine biçtiği değerin çok altındadır!

Aradan yıllar geçer, Hazreti Yusuf zindana düşer ve rüya tabiri ilmine hasıl olmasının ardından, kendisinden rüyasını yorumlamasını isteyen mahkumdan bir ‘an’lık düşünceyle, bir peygamberin sadece Allah’tan yardım istemesi gerektiğini unutarak ‘Sahibine söyle de beni buradan çıkarsın’ diye yardım ister.

Aslında zindandan çıkmasına az bir zaman kalmıştır ama bu isteği onun zindanda yedi yıl daha kalmasına sebep olur.

Geçirdiği çileli yılların ardından sarayda yüksek bir mevkiye ulaşan Hazreti Yusuf’un yolu bir gün Zelîha (Araplar Zelîha, Acemler Züleyha olarak isimlendirir ) ile kesişir ve haberleşirler. Bu sefer hayatın başka bir yönüyle karşılaşır; tarafından uğradığı iftira ile zindana düşmesine sebep olan Zelîha’nın kaderinde yazılı olduğunun zatına bildirilmesinin ardından onunla evlenir ve iki tane çocukları olur.

Bu büyük peygamberin hayatından çıkartmamız gereken dersler de şahsı gibi büyük.

Kimbilir kaç kere bedelleri yüksek görüp, yanlış yerlerden medet umduk; kimbilir kaç kere anlık yanılgılara düşüp, zaman içinde hiç beklemediğimiz durumlarla karşı karşıya kaldık…

Ben, zaman ve hayat arasında grift bir ilişki olduğunu düşünüyorum; bazen birkaç dakikalığına öyle büyük mutluluklar yaşanır ki yılların sıkıntısı gider, bazen de bir anlık gaflet bir ömre mal olabilir.

Bu yüzden geçen ya da gelecek zamanın da değerini iyi bilmeliyiz; çünkü hayatın sırrı ‘an’larda gizli.

Maalesef çoğumuz bu sırra vâkıf olmanın çok uzağında yaşıyoruz; bir yandan anlık heveslerin ve tüketimlerin peşindeyken bir yandan da saatleri, günleri hakkıyla yaşayamadan yuvarlanıp gidiyoruz.

Sadece bugünün değil geçmişteki an(ı)larımızı da iyi tecrübe edebilmeliyiz, aksi takdirde işlediğimiz hataları tekrarlamaya mahkum oluruz.

 
  Bugün 3 ziyaretçi (19 klik) kişi burdaydı! DESİNG BY MERVE  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=